Marka başvurusu yaparken karşılaşılan sorunlardan bir tanesi olan, başvuru sahibinin yeni başvurusu ile aynı veya benzer ve aynı mal veya hizmetleri kapsayan, önceki tarihli bir markanın olması halinde bu yeni başvurunun reddedilip reddedilmeyeceği sorusudur. Söz konusu sorun müktesep hak meselesidir ya da bilinen diğer adıyla kazanılmış hak. Hangi durumların bu hak kapsamına girdiği belli olmayıp, kazanılmış hakkın varlığı somut olaya göre yorumlanmaktadır.

Marka hukukundaki “teklik ilkesi” uyarınca daha önceden tescil edilmiş bir marka ile aynı veya benzer ve aynı mal veya hizmet türünde olan yeni bir marka tescil edilemez. Marka sahibinin rıza göstermesi ile dahi mümkün olmayan bu durumun istisnası olarak müktesep hak devreye girmektedir.
Hakkın varlığı her somut olaya göre farklı değerlendirilmektedir. Ortaya çıkış hali ise genel olarak iki durumda söz konusu olabilmektedir;
- Tescil edilmiş markanın, işletmenin ihtiyaçları karşısında değişim ve gelişim göstermesi ile asli unsurunu koruyarak “seri marka” oluşturmasının zorunlu olması,
- Tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış olan aynı veya benzer isimli iki markanın varlığı halinde belli şartlarda iki tarafında korunmaya değer üstün hakkının oluşmuş olması.
Seri Marka
Bir işletme ile özdeşleşmiş markanın, zaman içindeki değişim ve gelişmelere uyum sağlaması ve asıl unsuru korunarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi zorunlu ve gerekli olabilir.[1]
Bu sebeple uzun yıllardır, tescilli olarak faaliyetini sürdüren ve zamanla gelişim ve değişim gösteren bir işletme ile özdeşleşmiş markanın, bu gelişimin ve değişimin gerekliliği olarak; asli unsurunun korunduğu yeni bir marka başvurusu yapılması halinde benzer tescilli başka bir marka olsa dahi başvuru kabul edilir.
Burada önemli olan husus yeni markanın yarattığı marka imajının, tüketici nezdinde markanın bağlı olduğu işletmenin ürünlerinin yenilenmiş hali olarak görünmesi ve iltibas tehlikesi oluşturmamasıdır. İki taraf için de uzun zamanlı ve ciddi kullanım sonucunda kazanılmış hak oluşacağı için böyle bir başvurunun reddedilmesi menfaatler dengesini zedeler ve kazanılmış haklar ilkesine aykırılık oluşturur.

Korunmaya Değer Üstün Hak
Bir işareti oluşturup ilk kez kullanan kişi kural olarak gerçek hak sahibi kabul edilir. Gerçek hak sahipliğinin oluşması için tescile gerek yoktur.
Gerçek hak sahibi olan kişinin markası ile aynı veya benzer bir marka tescil edilmiş ve önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ya da hükümsüzlük davası açmamış olsa dahi tescilli marka sahibi, “teklik ilkesi” uyarınca bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan gerçek hak sahibi kişiye karşı dava açarak, onu bu işareti kullanmaktan men edemez.
Yani diğer bir deyişle aynı veya benzer isimli iki markanın varlığı halinde; sonradan tescil edilmiş olan markanın uzunca süredir kullanılması, tescil ve kullanıma karşı itiraz etmemiş olması, hükümsüzlük davası açmaması ve iki markanın da aktif olarak faaliyetlerine devam etmesi gibi sebeplerle marka üzerinde iki tarafında korunmaya değer üstün hakkı olduğu ve kazanılmış (müktesep) hakkın doğduğu kabul edilir.
[1] 11. HD., E. 2007/7547 K. 2008/10251 T. 19.09.2008